Profesyonel İlaçlama Hijyen ve Temizlik Hizmetleri

Böcek varsa çare BOCEKVAR!
  • BocekVar Çağrı Merkezi
Arı nerelerde yaşar?

Arı İlaçlama

Arılar yüzyıllardır var olan zar kanatlılar takımına ait Apoidea familyasını oluşturan sosyal ve koloni halinde yaşayan hem yararlı hem zararlı olabilen böcek türüdür.Zehirli iğneleri ve şifalı ballarıyla bilinirler.Yaşam süreleri türüne göre değişen arılar ortalama 28-152 gün yaşarlar.Genel olarak arının boyu 2–4cm kadardır.Bazı türlerinin boyları 6cm civarında olabilmektedir.Boyun yapısı kıvrak ve ince olan yaban arılarının göğüs ve karınlarında bulunan halkalara segment adı verilir.

Yaban arıları, insan ve hayvanlara toplu halde saldırdıkları için ölümcül olabilmektedirler.Yaban arıları bal üretmezler ancak bitki özlerinden beslendiklerinden ürünlerin verimliliğini düşürme gibi bir özellikleri de mevcuttur.Yaban arıları bir saldırı sezdiğinde kuyruğunda bulunan zehirli iğnesi ile saldırıya geçer.Genellikle toprak altında yuvalansalar da bazı durumlarda çatı katlarında, balkonlarda ve evlere yakın bahçelerde yuvalandıkları da görülür.Bu durum da insanlar açısından tehlikeli bir durumdur.Bal arıları insanların sağlığı için çok faydalı canlılardır.Bal arıları dünyada koruma altına alınmış olup bal üretiminde kullanılmaktadırlar.

Görüntülenme :7398
22.08.2019 20:10:32

Avrupa Eşek Arısı

Ülkemiz günlük yaşantınızı olumsuz etkileyen arı haşereleri bal arısı, eşek arısı (Vespa), ve işçi arılar gibi birçok farklı türe ev sahipliği yapmaktadır.Türkiye’deki yaygın türü sarıca (vespa crabro) olarak bilinen Avrupa eşek arısıdır.Gövdesi kızılımsı sarı ve siyah çizgili olan eşek arıları oldukça iri yapılıdır; uzunlukları arıbeyinde 30 mm’yi, işçi arılarda 23 mm’yi bulur.Yeryüzünde geniş bir bir dağılım gösteren bu yaban arıları, bazen kova büyüklüğünde olan yuvalarını ağaç kovuklarında, duvar oyuklarında ender olarak da toprak üstünde kurarlar.Bir koloni, 700 işçi arı sayısı büyüklüğüne erişebilir.Yuvaların içi, çiğnenmiş bitkisel maddelerin tükürükle karışmasından oluşmuş, kağıda benzer peteklerle döşelidir.Eşek arıları ağızlarındaki dişleriyle ısırır.Ancak zorda kaldığı vakit zehirli iğnesini batırır.Sokması çok ağrı veren eşek arısının zehiri, insanda ağır alerji tepkilerine yol açabilir.

Yaban Arısı

İnsanlara en çok zarar veren arı çeşidi yaban arısı ve türleridir.Bir koloni, 25.000 kadar eşek arısı içerebilir.İşçilerin boyutu 12 - 17 mm arasında değişir.Yaban arısı diğer türlerine oranla büyük yapıdadır.Arılar türlerine bağlı olarak farlı renkte olabilirler bazı arılar sarı, bazıları kahverengi, bazıları alacalı olurlar kısacası her renkte arı bulmak mümkündür.Arılar bir koloni şeklinde yaşarlar ve bir koloni içindeki her arının kendine göre işi vardır ve her arı farklı görevler yapar.Arıların bazıları yuva yapar, bazıları yiyecek taşır, bazı arılar petek örer, bazıları su taşır, bazıları da savaşçıdır.Yaban arısı zehirli bir böcektir.Yaban arısının kuyruk kısmında bir zehir iğnesi bulunur ve bu sayede kendisine zarar veren canlılara saldırıp iğnesi ile sokar.Yaban arısı insanların besinleri olan meyve sebze çiçeklerine konup bunların suyunu çeker ve bu meyve özü ile beslenir.Yaban arısı bunu yaptığında çiçeklerin kurumasına neden olur ve meyve ve sebzelerin ürün vermesi kıtlaşır.Böylece ekinlere oldukça zarar verirler.Yaban arısı yuvasını genellikle toprak altına yapar fakat bazı yaban arısı türleri yuvalarını ağaç dallarına ve evlerin çatı kısımlarına yaparlar.Yaban arısının zehri çok güçlüdür ve insanı ısırdığında ciddi sıkıntılar verebilir.Yaban arısı her yönüyle insana zarar verir.Bazı yaban arısı türleri bal arılarının kovanlarına dalarak bu arıları kaçırıp yerler.Buda Arı yetiştiricileri için çok büyük zarar demektir.Bunun içindir ki yaban arısı görüldüğü yerde mutlaka ilaçlanmalı ve bununla mücadele edilmelidir.Arılar kendisine tehlike geldiğini sezinlediğinde toplu halde saldırıya geçerler.Ve kendisine zarar veren canlıyı defalarca ısırırlar.Dişiler kolayca ve tekrar tekrar sokabilirler.Arı saldırısına uğrayan insan birkaç yaban arısı tarafından sokulursa ölüm tehlikesi geçirebilir.Arı saldırısına maruz kalan insan hiç zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

Bal Arısı

Bal arısı (Apis mellifera) 1,2 cm uzunluğundadır.Baş ve göğüs bölümü az çok kıllıdır ve genellikle sarı tonlardaki rengi soydan soya değişir.İki büyük bileşik göz, ve üç basit göz, başın tepesinde yer alır.Koku alıcı iki duyarlı anten de keskin görme duyusuna yardımcı olur.Bal arıları toplu halde yaşayan canlılardır ve kovanda yaşamın devamlılığını sağlamak için hep birlikte çalışırlar.Bir kovanda işçi arılar, ana arı ve erkek arılar bulunur.İşçi arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir ve büyüdükleri hücreden çıktıkları andan itibaren gelişimleri ile orantılı olarak kovan içindeki görevleri de değişir.İşçi arılar yaşamları boyunca kovan içindeki her türlü işle ilgilenmiş olurlar.İlk üç günleri kovan temizleyicisi olarak geçer.Kraliçe ve işçi arıların iğnesi olduğu halde bal yapmayan erkek arılar iğnesizdir.Erkek arıların spermiyle döllenen Kraliçe yumurtalarının gelişmesiyle dişi arılar, işçilerin yumurtalarından ise erkek arılar oluşur.Kraliçe arı larva halinden itibaren işçi arıların tükürük bezlerince salgılanan arı sütüyle beslenerek anaarı haline gelir.Bir bal arısı kolonisi yıllık 15–75 kg. polen tüketir.Ayrıca günlük yaşamlarını sürdürmek adına 1 kg. bal üretmek için 8 kg. bal tüketirler.Ayrıca günlük 200 gram suya ihtiyaç duyabilirler.Bal arısı insanlar için faydalı bir böcektir ve insanların besin kaynağı olan balın üretimi için beslenir.Bu arılar insanlar tarafından kovan içinde beslenir.Bal arısı doğal ortamda; ağaçlar üzerinde, ağaç köklerinde, mağara içlerinde ve kaya yarıklarında yuva yaparlar.Genel olarak bir kraliçe arı bulunur ve diğer arılar onun etrafında koloni oluştururlar.Bu bakımdan bal arısı asla ilaçlanmaz ve yok edilmez.

Kraliçe (Ana Arı)

Kraliçe olarak da bilinen ana arı, ana arı hücresine bırakılan döllü bir yumurtanın larva döneminde, işçi arı olacak larvaya göre daha sık ve daha zengin gıda (arı sütü) ile özel beslenmesi sonucunda yumurtadan yetişkine toplam 16 günde oluşur.Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür.Kraliçe arının temel görevi ise yumurtlamaktır.Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur, onun dışında diğer işçi arılar erkeklerle çiftleşemezler.Kraliçe, yumurtlamadan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.Kaliteli ve genç bir ana arı, diğer kovan içi ve kovan dışı şartlar da elverişli ise günde 2000 dolayında yumurta yumurtlayabilir.

İşçi Arılar

Kovan temizliği arıların ve larvaların sağlığı açısından çok önemlidir.Arılar kovanda gereksiz gördükleri her şeyi dışarı taşırlar, taşıyamayacakları kadar büyük olan ve kovana dışarıdan giren böcekleri de öldürürler ve propolis ile kaplayarak bir nevi mumyalama işlemi yaparlar.Propolisin özelliği, içinde bakteri barınamamasıdır.Yani mumyalama işi için ideal bir maddedir.Arılar 3. günden sonraki bir hafta boyunca ise adeta dadılık yaparlar.Vücutlarındaki bazı salgı bezlerinin harekete geçmesi üzerine, larvaların bakımı işine yönelirler.Larvaların bütün bakımıyla 3 ila 10 günlük arılar ilgilenirler.Larvaların kimini arı sütüyle, kimini de bal ve çiçek tozu karışımıyla beslerler.10. gününden itibaren işçilerin karnındaki balmumu bezleri gelişmeye başlar ve balmumu yapacak hale gelirler.İşçi arılar artık balmumuyla petek inşa eden inşaat işçileridirler.Arılar 10 gün boyunca petek üretimine devam ederler. Ama doğumlarının 20. gününde yine görev değiştirirler.Bu kez kovan girişinde gardiyanlık yaparlar.Arıların vücudunda yine bir değişim olur ve iğne bezleri zehir üretmeye başlar ve gardiyan olan arılar kovan kapısında nöbet tutarak davetsiz misafirlerin içeri girmesini engellerler.

Erkek Arılar

Erkek arılar dişilerden iridirler ama ne iğneleri vardır, ne de kendileri için besin toplayabilecek organları.Tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir.Kovanda petek örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, kovan ısısını düzenleme, temizlik, savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi arılar yaparlar.Bir kolonide sayıları 10.000 ile 80.000 arasında değişen arı yaşar.Bir arada yaşayan arı sayısının fazlalığına rağmen aralarındaki kusursuz iş bölümü ve disiplin sayesinde, kovandaki işlerde hiçbir aksama olmaz ve kovan içinde hiçbir kargaşa da yaşanmaz.Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler.Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı tanınır ve kovandan dışarı atılır ya da öldürülür.Her kovanda kraliçenin salgıladığı kimyasal bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün arılar tarafından bilinir.Ayrıca kovandaki bütün arılar da bu maddeyi kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar.İşte bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanırlar.Arılar toplam altı haftalık hayatlarının kalan bölümünde çiçekleri araştıran birer balözü toplayıcısı olurlar.İşçi arılar kovandaki bütün bu işleri yaparken kraliçe arıya düşen görev sadece üremektir.Kraliçe arı bütün ömrü boyunca hiç durmadan yumurtlar, ve bütün ihtiyaçları işçi arılar tarafından karşılanır.Ana arılar 16 günde, işçiler üç haftada, erkek arılar ise işçilerden günlerce sonra erişkin dumuna gelebilir.Daha sonra erişkin anaarılar, içlerinden yalnızca bir tanesi kovanda kalıncaya değin kıyasıya dövüşürler.Bu yeni ana arı kovanın eski anaarısına saldırır.O da yeni bir koloni kurmak üzere bir sürüyle birlikte kovanı terk eder.Buna arıcılıkta oğul verme denir.Bu şekilde arı kolonisi ikiye bölünmüş olur.

Yalnız Arılar

Yalnız arılar sadece uygun yerleşim bölgelerindeki köylerde birbirlerine yakın yuva yaparlar ve yaşarlar.Bal arılarına benzerler, bal ve polenle beslenirler.Tünel açmayı tercih ederler ve kumlu toprak, eski evlerde yumuşak harçların veya ev içindeki delikli tuğlaların içerisine yuva yaparlar.Yalnız arılar sürü oluşturmazlar ve uysaldırlar, saldırgan değildirler.

Duvarcı Arısı

Duvarcı arılar en çok güney İngiltere'de yaygındır.Bu arılar, duvar veya harç arıları olarak bilinirler.Öünkü duvar çatlaklarında veya çukurlarda yuvalanmayı severler.Günün büyük kısmında güneş alan duvarların yakınında kalmayı tercih ederler.Duvarcı arılar, tuğla veya yüksek kireç veya kum içeriği olan harç derzlerinde doğal olarak oluşan delikleri kullanırlar.Duvarcı arılar zararsızdır, saldırgan değillerdir ve saldırmazlar.Duvarcı arılar; yün arısı, maden arısı, tüylü ayaklı çiçek arısı, yaprak kesici arı ve kırmızı duvarcı arıyı içerir.

Bombus Arısı

Bombus arıları bal arıları ile benzerlikleri ile bilinir ve bu yüzden sık sık karıştırılmaktadırlar.Bombus arıları bal arılarından daha büyük ve daha kürklüdürler.Kuyruk uçları boyunca altın çizgiler dışında koyu renkler.Kuyruk rengi İngiltere’de ki çeşitlerinde değişiklik gösterebilir.Bombus arıları, küçük duvar boşluklarında, zemindeki deliklerde, hangar altında ya da bozulmamış kompost yığınlarında yuva yaparlar.

Arıların İlginç Özellikleri

Bilinen ilk arı fosili 100 milyon yıl, ilk insan fosili ise 300 bin yıl öncesine aittir.Arıların dünyada bilinen 16.000 türü vardır.Genellikle küme halinde yaşayan arıların % 5'i grup halinde yaşar.80 bin kadar bal arısı tek bir kovanda yaşar ve sosyal arı türüdür.Boyları ve renkleri ve türleri yaşadıkları bölgelere göre değişir.Erkek arıların iğnesi yoktur, sokmazlar ve bal üretemezler.Tek fonksiyonları ise kraliçe arıyı döllemektir.Her bir koloniyi tek bir kraliçe arı yönetir.Kraliçe arı, döllenerek koloninin çoğalmasını sağlar.Kovanda bulunan diğer dişi tüm arılardan daha büyüktür.Bir bal arısı ailesi, ana arı, işçi arı ve erkek arı olmak üzere 3 farklı birey türünü oluşturur.İşçi arılar ise bizlerin bildiği tabirle dişi bal arılardır.Kovanın temizliği, kovana giren her türlü zararlı diğer canlıların öldürülmesi, balmumunun yapılması, polen toplanması, kovanın korunması gibi görevleri vardır.Bir arının yumurtadan yetişkinliğe ulaşma süresi 16 günde tamamlanır.İşçi arılar ömürlerinin ilk kısmını kovanın içerisinde diğer bölümünü ise kovanın dışında geçirerek kolonilerine ve doğaya hizmet ederler.Arılar tarafından üretilen mucizevi besin olan balın (Kur'an-ı Kerim'de iki şifa kaynağından biri olarak bahsedilir.) insanlar için sayısız yararı bulunur.Kafa kısımlarında bir çift duyarga bulunan yaban arılarının koku alma, tat alma ve hissetme duyguları çok güçlüdür.Erkek arılar, döllenme sonrasında hiçbir vasıfları kalmadığından işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilirler.İnsanlar için en tehlikeli olan arı türü ise eşek arısı, diğer adıyla yaban arılarıdır.Erkek arılar, zehir bezi ve iğne gibi organlara sahip olmadığından kendilerini savunamaz.Yuvaları üzerinde tehlike hissederlerse toplu olarak taarruza geçerek saldırırlar.Yeni doğan kraliçe arı, o kovanda doğmuş veya doğacak olan tüm kraliçe arıları öldürür.Arılar, yaz aylarında çiçek ve ağaçların polenleri ile kış aylarında ise depoladıkları bal ile beslenirler.Ortalama bir arı hayatı boyunca bir çay kaşığının 12’de 1’i kadar bal üretir.Yarım kilo bal için bir grup bal arısının 2 milyon çiçeği gezmesi gerekir.Bal arıları kanatlarını çok hızlı çırparlar.Bir bal arısı saniyede 230 defa kanat çırpabilir.Duyulan "vızzz" sesi de işte bu hızla çırpılan kanatlardan çıkar.Arılar kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz.Arıların sokması, savunmalarının en son aşamasıdır.Arıların sadece dişileri sokar.Çünkü sadece dişi arıların iğneleri vardır.Üzücü olan ise bal arılarının herhangi birini ya da bir şeyi soktuktan sonra ölmeleridir.Bal arılarının 170 koku alıcısı bulunuyor.Bu sayede çiçeklerden o lezzetli balları üretirler.Arılar birbirlerini kokuları ile ayırt ederler.Her bir bal arısı kolonisi kendine has bir kokuya sahip ve arılar kendi kolonilerini bu sayede bulabiliyorlar.Arılar insanların yiyebilecekleri en şifalı gıda üreten tek böcek türüdür.Arılar kış aylarında kovanlarından çıkmaz ve yaz boyunca biriktirdikleri balı yiyerek yaşamlarına devam eder; kraliçe arıyı ve kendilerini sıcak tutmak için sıkı bir küme oluştururlar.Bal arılarının 6 bacağı vardır.2 bitişik gözleri başlarının yanında; 3 tekil gözleri ise başlarının üzerindedir.Bunun yanında 2 çift kanatları, bir nektar keseleri ve bir de mideleri vardır.Bileşik göz, ana arıda 3 bin, işçi arıda 4 bin, erkek arıda 8 binden fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelir.Başta bir çift duyarga bulunur.Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlar.Duyargalar içerisindeki sinir uçları sayesinde duyularına ek olarak rüzgar hızını ve hava sıcaklığını da algılayabilirler.Arıların duyargaları o kadar hassastır ki, iki kilometre mesafeden balın kokusunu alırlar.Göğüs, arının hareket merkezidir.Orta bacakları üzerinde polen fırçası denilen sert tüyler bulunur.Dünyanın en hızlı bilgisayarlarından biri saniyede 16 milyar aritmetik işlem yapabilir.Bal arısı ise aynı sürede daha az enerji harcayarak 10 trilyonluk işlem yapma kapasitesine sahiptir.

Arıların Faydaları

Yüce Yaratıcı'nın Kur'an-ı Kerim'de mealen Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, ondan insanlar için şifa vardır. buyurduğu ayette arılar ve bal kastedilmiştir.Arılar olmadan bal üretilmez,tozlaşma olmaz.Birçok meyve ve sebze büyümeyi durdurur,süt ürünleri verimini kaybeder.Bu bakımdam arıların dünyada sürdürülebilir eko dengede payları çok büyüktür.Arıların ürettiği insana faydalı madde bal olarak bilinir.Fakat arılar baldan daha fazlasıdır.Çünkü arıların faydaları ve önemi saymakla bitmez.Çoğu kişi, arılara karşı duydukları memnuniyetsizliği ve sokulma ihtimalini tereddütsüzce ortaya koyar.Ancak bu ufak canlı yaratıklar sırtlarında dünyanın ağırlığını taşırlar.Doğal olarak ömrünü tamamlayan arıların (ölü) belirli işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen maddenin vücudu temizlediği, kan dolaşımını iyileştirdiği, iltihap, kramp, burkulma, cilt problemleri ile yara ve yanık tedavisine şifa olduğu yönünde ciddi araştırmalar ve ve başarılı sonuçlar alındığı yönünde uzmanların bildirimleri vardır.Vücuttaki bütün toksin toksisitesini atıyor, vücudumuzu temizliyor.Kan dolaşımını iyileştiriyor ve kan-yağ düzeyini dengeliyor.Radyasyona karşı koruyucu etkisi kanıtlanmış.Özellikle prostatit tedavisinde kullanılabiliyor.Vücutta bir inflamasyon varsa dışarıdan kompres yapılarak tatbik edilebiliyor.Herhangi bir iltihabi durum, kramp, burkulma ya da ciltteki problemler ile yara ve yanık tedavisinde etki gösterebiliyor.Arıların ölüsü bile insanlık için fayda sağlıyor.

Arılar polenleri bitkiden bitkiye, çiçekten çiçeğe taşıyarak polenleme yani tozlaşma adı verilen bir süreci gerçekleştirmiş olurlar.İlk bahar aylarında erik veya elma çiçeklerinde vızır vızır işleyen arılar, meyvelerin oluşması için ilk adımı da atmaktadır.Arılar insanlar için tüm gıda mahsullerinin yaklaşık % 85’inin varlığının sürdürülmesi için gereklidir.Çevre kirliliği sebebiyle arıların yaşamlarını sürdüremediği ve yok olduğu yada yok olmaya başladığı bazı yerlerde insanlar fırçalar yardımıyla polenleri tüm çiçeklere serpiştirerek tozlaşmayı gerçekleştirmek zorunda kalmaktadır.

Bal arıları, insanlar tarafından tüketilen bir gıda olan balı üreten tek böcek olma özelliğini taşır.Bal, doğaldır ve antibakteriyel özellikleri nedeniyle uzun bir sağlık yararları listesine sahiptir (antioksidan, antibakteriyel, yaraları iyileştirme vb.).Kimyasallar ve insan müdahalesi olmadan üretilen bal, son yıllarda tatlıları istila eden ve işlenmiş gıda yapımında kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubuna daha sağlıklı bir alternatiftir.Tamamen bir gıda maddesi olarak, bal tatlı olarak tüketilebilir, şeker yerine çayın içine eklenebilir veya bir yemek tarifinde kullanılabilir.Kahvaltıların vazgeçilmezi olarak tereyağlı ballı ekmek ziyafetinde baş köşede yer alabilir.Eskiden beri hekimlikte hem iyi bir besin, hem de ilâç olarak büyük değer verilmiştir.Çünkü bal şeker bakımından çok zengindir.% 70-78'i şeker, ancak % 17-20'si sudur.İçinde ayrıca çeşitli çiçeklerden alınmış güzel kokulu reçineler, madensel tuzlar, azotlu maddeler vardır.100 gram balda 325 kalori mevcuttur.Ayrıca balda vitamin de vardır.Daha çok A vitamini bulunur.Önemli vitaminlerden B kompleksi vitaminleri ile C vitamini de vardır.Ancak C vitamininin miktarı baldan bala değişir.Baldaki şekerler glikoz ile levüloz, sindirilmesi kolay şekerlerdir.Bunlar vücudumuz için en mükemmel bir güç ve kuvvet kaynağı olur.Bu bakımdan bal, gelişme çağındaki çocukların, zayıfların, za'fiyet geçirenlerin beslenmesinde önemli bir yer tutar.Eski çağlarda insanlar kimyasal yollarla ilâç yapmasını henüz bilmezlerken, bala çok daha önem verirlerdi.Ayrıca balın midedeki on iki parmak bağırsağındaki ülserlere de iyi geldiğini ileri sürenler olmuştur.Bal antiseptik olarak da çok önemli bir maddedir.Yara, ezik, yanık ve sivilcelerin iyileştirilmesinde baldan faydalanılabilir. Bal bazı el losyonlarında, yüz kremlerinde de kullanılır.

Arıların Zararları

Arılar koloniler halinde yaşarlar ve sayı olarak çok fazladır.Özellikle kraliçe arıyı korumak adına birlikte hareket ederek ciddi bir güç olabilirler.Arılar kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz.Yuvaları üzerinde tehlike hissederlerse toplu olarak taarruza geçerek saldırırlar.Arı haşeresinin soktuğu alan vücudumuzun çeşitli yerleri olabilir.Arı sokması sonucunda sokulan yer şişer ve kızarır.Şiddetli ağrı oluşturmasının yanında allerjik yapılı kişilerde ve solunum yollarına yakın sokmalarda solunum yetmezliği daha da kötüsü öldürücü sonuçları olabilir.Türlerine göre ısırıkları veya sokmaları insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir.Özellikle yaban arıları veya eşek arıları olarak nitelendirilen türleri ciddi zararlar verebilmektedir.Saçak altı gibi alanlardaki arı kolonileri ciddi tehditler oluşturmaktadır ki çatı işçileri için ise bu tam bir kabustur.

Arılar kendi aralarında da savaşırlar.Yaban arıları saldırgan talan edici ve yok edici bir arı türüdür.Arı yetiştiriciliği yapılan alanlardaki kolonilere veya kendi halindeki bal arısı kolonilerine saldırırlar.Balları yiyip talan ederler, larvaları öldürürler.Yaban arıları bir bal arısı kolonisine saldırırlarsa o koloniyi tamamiyle yok edene kadar savaşırlar.Arıların zaman zaman evcil hayvanlara da saldırdığı bilinmektedir.Arı ısırması sadece ısırılan noktaya verdiği şişkinlik ya da acı ile değerlendirilmemelidir.Bazı insanlarda ve hayvanlarda felce yol açabilecek etkiler gösterebilmektedir.

Doğu Asya'da sıkça, ülkemizde ise nadir olarak rastlanan Dev Japon Arıları 5 cm'ye ulaşan büyüklükleri ile dünyadaki eşek arılarının en büyük türüdür.İnsanı sokmasıyla iğnesinin vücudundan ayrılmaması sebebiyle bu arılar diğer arılardan farklı olarak ölmezler.Fakat sokma işlemini defalarca yapabildikleri için iğnedeki zehirin insanda organ yetmezliği ve kalbin durmasına sebebiyet verebilir.Saatte 25-60 mil arası yol katedebilen Dev Japon Arıları ortalama 1 dakikia içerisinde 40 bal arısını öldürebilecek güce sahiptir.Son yıllarda Dev Japon Arıları sokması sonucu yılda 50 insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.

Arılar İle Mücadele Yöntemleri

Yaban arılarına ait bir yuva yaşam alanlarımız içerisinde ve tehditkar bir durum arzediyorsa bu yuva dağıtıldığında ise, geride kalan bal ve peteklerin tamamen temizlenmemesi halinde ise, bunlar çürüyecek,kötü koku ve lekeye sebep olacak,bu durum diğer böcekleri çekecektir.Gerekli eğitime ve koruyucu ekipmana sahip olmayan kişilerin kalabalık bir yuvayı dağıtmaya çalışması çok risklidir.Amerikan yavrulu peteklerde düzensiz yavru görünümü vardır.Kapalı yavrulu hücreler arasına dağılmış düzensiz açık yavru ya da boş hücreler görülür.Dış bükey görünümünde olması gereken kapalı yavru hücreleri içe çökmüş ve üzerleri deliktir.Hastalıklı yavru beyazdan sarıya daha sonra da kahverengine dönüşür, bir çöple dışa çekildiğinde iplik şeklinde uzar ve tutkal gibi kokar.Bu hastalıkla kesin ve en etkili mücadele yöntemi, hastalıklı kolonilerin tümüyle alandan taşınması sağlanarak uzaklaştırılmasıdır.Boş kovanı ve kovan kapağı pürümüzle iyice yakılıp 40 lt. suya 400 gr. kostik katılarak elde edilen sıvı ile yıkandıktan sonra tekrar kullanılabilir.Kullanılan alet ve ekipmanlar da bu sıvı ile yıkanmalıdır.Bu hastalığın ihbar edilmesi kanuni bir zorunluluktur ve hastalıklı kolonilerin nakilleri de yasaktır.

Avrupa yavru peteklerde kovan açıldığında kokmuş et ya da balık kokusunu andıran koku alınır.Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir.Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir.Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.Şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur.Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir veantibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir.Ancak antibiyotik kullanımı ile ilgili mutlaka bir uzman görüş ve önerileri alınmalıdır.Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir.Arıcılıkta kullanılan ekipmanlar ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt. suya 1 kg. soda eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.

Yabani olsun olmasın hangi tür arı olursa olsun öldürerek ya da ilaçlayarak bu isi halletmek en son çare olmalıdır.BOCEKVAR olarak biz ekolojik denge ve sürdürülebilir sağlıklı bir yaşam için her türlü haşereyi öldürmeden yaşam alanlarımızdan uzaklaştırmak için alternatif yöntemleri ilk olarak kullanmaktan yanayız.Eğer evde ya da baska bir yerde arılar etrafta dolanıyorsa metal bir kap içerisinde kahve ile şeker karıştırıp kavurulmalı, bu işlem sonrası dumandan ve kokudan dolayı rahatsız olan arılar oradan uzaklaşacaktır.Çiçek ve saksılardan dolayı gelen arılar için de salatalık kabuğu kullanılabilir.Salatalık kabuğu saksılara zarar vermez, arıları uzak tutar.Arı sokmalarında ilk müdahale de çok önemlidir.Arı ısırıklarında arının ısırdığı yer acır, kızarır ve şişer.Arı sokmasından sonra öncelikle, arının iğnesini hemen çıkarmak gerekir.Ardından yara hemen su ve sabunla yıkanır ve buz uygulamasına geçilir.Bu buz uygulamasıyla arı ısırmasından dolayı ortaya çıkacak olan alerjiler en aza indirilir.Yara yerine karbonatlı su sürülebilir.Duruma göre de ağrı kesici kullanilabilir.Bunun yanında arı sokmasından dolayi olusan ağrı ve şişliği engellemek için, incir yaprağını koparıp kopan yerden çıkan sütü arının soktuğu yere sürerseniz, yara çok kısa sürede iyileşecektir.Arı sokmasına karşı bunlar yapılırken arı sokmasının verdiği rahatsızlık da kişiden kişiye değişir.Bunlar kızarıklık, şişlik, bulantı, kusma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklar olabilir.Bu tür rahatsızlıklar olduğu zaman ihmal etmeden hemen doktora gidilmelidir.Yaban arısı ilaçlamada kullanılan ilaçların sağlığa zararı olmayan Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar olmasına dikkat edilmelidir.

FOTO GALERİ

  • Bal Arısı
  • Yaban Arısı
  • Eşek Arısı
  • Kızıl Yaban Arısı
  • Ana Arı
  • İtalyan Arı

YORUMLAR

    Bu makaleye henüz yorum ve derecelendirme yapılmadı..

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız.
  • Derecelendir
  • Çok Kötü
  • Kötü
  • İyi
  • Çok İyi
  • Mükemmel

DÖKÜMAN

    Bu haşere tipine henüz dosya veya döküman yüklenmedi..

VIDEO

Bu haşereye henüz video yüklenmedi..